Monthly Archives: Ocak 2009

Mutfak Cadısı

mutfak cadısı           Annette Blair’in Mutfak Cadısı’nı dün bitirdim. İlk ilgimi çekme nedeni, mutfağa ve yemeklere olan ilgimden dolayı adıydı. Her ne kadar içinde yemeklerin çok fazla  yeri yoksa da beğendiğim bir kitap oldu.

           Aslında yemek yapmayı bilmeyen ama televizyonda yemek programı yapan ve erkekler üzerinde ki etkisinden dolayı hakkında cadı olduğuna dair söylentiler bulunan Melody Seabright ve 1 çocuk babası,TV yapımcısı Logan Kilgarven arasındaki çalkantılı denebilecek ilişkinin hikayesi Mutfak Cadısı. İlişkiler, parçalanmış aileler, erotizm, kendini kanıtlama çabaları… Hepsi hikayeye dahil..

2 Yorum

Filed under 2009 kitapları, chick lit

Tutankamon Son Sır

tutankamon     Tutankamon, Son sır sanırım Christian Jacq’ın son kitabı. Yıllar önce bu yazarın 5 kitaptan oluşan Ramses serisini okumuştum. Antik Mısır’a olan ilgimden dolayı oldukça ilgi çekici gelmişti o zaman. Ama maalesef bu son kitap için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çok fazla keyif vermedi bana. Biraz hayal kırıklığına uğradım. Sanırım firavunlar döneminde geçen bir hikayeyi tercih ederdim.

     Hikaye 1950’lerde geçiyor. Amerikalı başarılı avukat Mark Wilder aldığı imzasız bir mektuba uyarak Mısır’a gidiyor. Karşısına çıkan yeni gerçeklerin peşinden giderek Tutankamon’un son sırrını arıyor. Bu macerada kendisine Kıpti kızı Atiye yardım ediyor. Mark Tutankamon’un peşinden gidiş öyküsüne Mısır’ın siyasi öyküsü de eşlik ediyor.

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Düşler Krallığı

düşler krallığı        Judith McNaught, bu kadının kitaplarına bayılıyorum! Düşler krallığı okuduğum 4. kitabı. Daha önce Mutluluk, Aldığım her nefeste ve Cennet’i okumuştum. Geri kalan kitaplarını da mutlaka okumayı düşünüyorum. Aslında ilk kitaptan sonra stili çözüyor, olayların akışını rahatlıkla tahmin edebiliyorsunuz ama bu yine de kitabı elinizden bırakabilmenizi sağlamıyor. Okumak gerçekten zevk veriyor. İlk 3 kitabını birer günde okumuştum. Düşler krallığı 2 gün sürdü. Etkisinden bir süre kurtulamıyorsunuz. 

        Olaylar 15. yüzyıl sonunda geçiyor. İngiltere’nin tarihi atmosferinde geçen güzel bir aşk romanı. Bir İskoç dükünün kızı olan Jennifer Merrick ve İngiliz Claymore dükü Royce Westmoreland  arasında geçenleri anlatıyor.  Jennifer’ın manastırdaki okulundan Royce’un adamları tarafından kaçırılması ile başlayan olaylar akıcı bir biçimde devam ediyor.

1 Yorum

Filed under 2009 kitapları, Romantik kitaplar

Chick literature

                   images                             

        Aşağıdaki yazı Radikal gazetesi kitap ekinde çıkmış Ilgın Sönmez’e ait bir yazı. Şu sıralar okuduğum kitapların çoğunluğunu chick lit oluşturduğu için bu yazıyı buraya alıntılamak istedim. Chick lit eğlenceli, kadınlara hitaben yazılmış, basit anlatımlı,rahatlamak için okunacak kitaplar. Okuduğunuz zaman bir kere ayrıntılar kesinlikle kadınlar için betimlenmiş; ayakkabılar, moda, alışveriş, yemekler… Günümüz genç şehirli kadınının başından geçebilecek maceralar, ilişkiler, sorunlar… Kitaptaki karakterlerde kendinizden bir şeyler mutlaka buluyorsunuz. Bridget Jones severler bu kitapları da kesinlikle seveceklerdir!…

Çik-lit nedir, ne değildir?

Bir kere okuduğunuz için eğilip bükülmenizi gerektirecek bir tür değildir. Ucuz ve aptal değildir. Büyük anlatıları olan ve yüce sanata hitap eden bir tür değildir ama büyük amaçlara hizmet eden ve tadına varabilecek herkese kapısı açık olan, kapısı her olasılığa açık bir eylem alanıdır. Resmen feministtir. Sık sık slogan atar, içerdiği feminizm ete ve kana bürünmüş, nefes alan bir hayat gerçeğine dönüşmüştür. Yani çirkin, itici ve bakımsız değil, cazibeli, pratik ve vazgeçilmezdir. Dedikodu yasaldır bu türde. Kimse ‘hiç sevmem’ kılıfı geçirmez üzerine. Nefis hikâyeler vardır. Her biri gerçek hayattan cımbızlanan ve dalgasını geçen skandallarla bezenmiştir. Neredeyse her kadının içindeki, özellikle de şehirli kadının içindeki tüm infilak alanlarından beslenir. Sayısız g noktası vardır ve bu g noktalarını biz kadınların zaafları belirler. Kelime olarak ‘chick literature’, yani ‘piliç edebiyatı’ kökünden gelir ‘şık literature-edebiyat’ olarak nüansalandırılabilir. Çünkü yer yer kokoşluk da içeren bir stil hali mevcuttur. Genç ve genç hisseden kadınlar için, tamamen onlar tarafından tüketilmek üzere üretilir. 90’ların başından itibaren edebi cenderelerini söküp atan, pratik zekâlı kadınlar tarafından her yıl onlarcası yazılmıştır. Patlama noktası elbetteki Bridget’in malum günlükleri olmuş ve içeriğindeki mizahın kalitesi ve dozuyla milyonlarca kadını peşine takmıştır. Erkek egemen espri üretim merkezlerine kadının yaptığı istilanın adıdır çik-lit. Yeni kadının gerçek yüzünü acısı ve tatlısıyla sergilediği, her kadın kadar teşhirci ve değerli, derin ve şaşırtıcı acayip bir şeydir. Yazarlarının her biri dil ustasıdır. Feci dansöz, şeker virtüözdür. Tüm duyargalar açıktır ve buna karşın beklenmedik cümleler beklenmedik anlarda kuruluverir. Malum, basiti yakalamak zordur. Ve işte çik-lit de şu an dünyanın tüm metropollerinde yaşadığımız hayat kadar ‘basit’ ve ‘uyarıcı’dır.
Mesela: Edepsiz Sarışın’la Candace Bushnell, Alışverişkolik’le Sophie Kinsella, Şeytan Marka Giyer’le Lauren Weisberger…
ILGIN SÖNMEZ”

2 Yorum

Filed under chick lit

Bir Modelin Yazı

Kitabın arkasından alıntı;

bir modelin yazıBir Modelin Yazı, 15 yaşındaki İsveçli bir kız olan Jirina’nın, Paris’te modellik yapmak için uğraştığı bir yaz döneminin hikâyesini anlatıyor. Jirina, özgüveni zayıf, son derece saf bir ergen olarak yabancı bir ülkede yaşamaya çalışan bir genç kız olduğu için başına da şöyle acayip şeyler geliyor. Fiziksel olarak feci biçimde aşağılanıyor, vahşi kedileri andıran model kızların arasında kimsesiz kalıyor, fotoğrafçılar tarafından sürekli daha ve daha kadınsılaştırılmaya çalışılıyor. Duygusal anlamda feci zorlandığı bu süreçte başarıyı ve aşkı da tadıyor Jirina. Bir Modelin Yazı, mankenlerin pırıltılı dünyasına çok genç bir kızın gözlerinden ölçülü ve düşünceli bir bakış fırlatıyor.

    Paulina Porizkova’nın  Bir Modelin Yazı kitabı da yine bir günde bitirdiğim kitaplardan biriydi. Anlatımı çok sade. İlk başta anlatıma alışmanız zaman alıyor sanki ama alıştıktan sonra sayfalar hızla akıp gidiyor. Yazar kendi yaşamından yola çıkmış. Bu nedenle kitapta otobiyografi gibi bir hava hakim. Modellerin yaşamına bakıyor ve dışarıdan görünene hiç de benzemediğini anlıyorsunuz. Okurken Jirina’nın yaptığı aptallıklara sinir olurken kızın 15 yaşında olduğunu unutuyorsunuz. Sadece sona geldiğinizde bazı olaylar havada kalıyor. Sonu sanki devamı gelecekmiş gibi bir hisse kapılıyorsunuz.

Yorum bırakın

Filed under 2009 kitapları

Aşkı Bana Sor!

aşkı bana sor          Çok eğlenceli! Gerçekten keyifle okuduğum bir kitap oldu Aşkı Bana Sor – Jennifer Crusie. Neredeyse 1 günde bitirdim. Elimden bırakamadığım için saat 4’e kadar kitabı bitirmeye uğraştım. Anlatımı gayet basit, eğlenceli, beyninizi meşgul etmeyecek tam tersine rahatlatacak kitaplardan.

      Kitapta 33 yaşında bekar bir istatistikçi Minerva Dobbs(Min) ile Yakışıklı iş adamı Calvin Morrisey ‘in(Cal) arasında geçenler anlatılıyor. Ortaya atılan bir iddia sonucu tanışan ve ilk etapta pek birbirlerinden hazzetmeseler de görüşen ikili, görüşmeye devam ettikçe işin boyutu değişiyor. Roman boyunca ortaya çıkan ilginç aşk teorileri de cabası.. Min’in güvensizlikleri, keskin zekası, arkadaşları, ailesi ve Cal’in güçlü ve zayıf yönleri.. Ayrıntılardaki hoşluklar aklınızda hoş anılar bırakıyor.

2 Yorum

Filed under 2009 kitapları, chick lit, Romantik kitaplar

Bu yıl Farklı Olacak

bu yıl farklı olacak           Maeve Binchy’nin son kitabı Bu Yıl Farklı Olacak son aldığım kitaplardan biriydi. Aslında kitabı alırken amacım alır almaz okumaya başlayıp, yılbaşından önce bitirmekti. Maalesef araya başka şeyler girdi ve bitirme işi yeni yıla sarktı. Kitap 20 farklı öyküden oluşuyor.Adından da anlaşılacağı gibi öyküler noel zamanı bir çok farklı karakterin noeli nasıl geçirdikleri, gelecek beklentileri ve hayatlarında değiştirmek istedikleri noktalarla  yüzleşmeleri ile ilgili diyebiliriz. 

          Kitap ile ilgili görüşlerime gelince, Maeve Binchy’nin neredeyse tüm kitaplarını okumuş biri olarak artık eski tadı alamıyorum. Öncelikle son kitaplarında birbirleri ile ilgili olsa da kısa hikayeler tarzında yazması bana o kadar da çekici gelmiyor. Nitekim bu kitabında da aynı kanıdayım. İtalyanca Aşk Başkadır, Aşk mutfakta pişer ya da Yalnız Kadınlar Sokağı‘ndan aldığım keyfi alamıyorum artık. Ama yine de her çıkan kitabını ısrarla almaya devam ediyorum, eskilerden birşeyler bulurum diye…

Yorum bırakın

Filed under 2008'de okunanlar