Tag Archives: Twilight Saga

Uzun Zaman Oldu.

           Öncelikle bugün 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramı. Herkesin bayramı kutlu olsun. Atamıza ve bu vatan için canını veren insanlara bize bu bayramı ve tabii ki en önemlisi bu vatanı armağan ettikleri  için ne kadar teşekkür etsek, ne kadar önlerinde saygıyla eğilsek az.

           Evet oldukça uzun zaman oldu. Son dönemde ders çalışmaya ağırlık verince bloga zaman ayıramadım. Okumaya da eskisi kadar maalesef zaman ayıramıyorum, her ne kadar içim gitsede.. Gelelim bu uzun arada okuduğum kitaplara. Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi son dönemde okuduğum kitapların çoğu Barbara’ya aitti. Bir an önce bitirebilmek için onlara öncelik verdim. Kendi kütüphanemde de sırasını bekleyen bir sürü kitap var ama onların biraz daha beklemesi gerekiyor.

           Bunlarda bu zaman zarfında okuduğum kitaplar…

100_2589

             

         Dokuz günlük kraliçe adından da anlaşılabileceği gibi sadece 9 gün İngiltere tahtında kalmış Leydi Jane Grey’in hikayesini anlatıyor. O ünlü VIII.Henry’nin yeğeni olan Jane Grey VI.Edward’dan sonra tahta geçiyor ve Mary tahtı tekrar ele geçirene kadar tahtta kalıyor. Eğer Boleyn kızını veya o seriyi okuduysanız bu kitabı da sevebilirsiniz. İçinde bol bol saray entrikası ve  küçücük bir kızın hırslı anne ve babasının elinde neler yaşayabileceği var.

 

                  

100_2591       On Üçüncü Hikaye çok sevdiğim bir kitap oldu. Kitabın ne anlattığı ile ilgili pek bir şey yazmak istemiyorum çünkü söylememek daha iyi gibi geliyor. Sanırım kitaptaki ana karakterin hayatı kitap okumak olduğu için en baştan bir yakınlık kuruldu aramızda 🙂 Oldukça değişik bir tarz, sürükleyici, etkileyici, hikaye ilginç, anlatımı çok güzel. Kesinlikle tavsiye ederim. Arka kapak yazısını da ekliyorum;

        “Margaret, anne ve babasıyla beraber yaşayan içedönük ve yalnız bir genç kızdır. İçten içe, doğumuyla ilgili çeşitli şüpheler taşımakta ve bunu anne ya da babasıyla paylaşmamaktadır. Margaret’in tüm bu iç hesaplaşmalar içinde en büyük uğraşısı, ölen ünlü insanların biyografilerini yazmaktır. Sonunda, ünlü Vida Winter’dan aldığı davet mektubu hayatında yeni bir sayfa açar. Geçmişi karanlıklar ve çelişkilerle dolu olan kadın Margaret’ten kendisinin biyografisini yazmasını ister. Vida ve Margaret’in geçmişlerine yaptıkları yolculuk, ikisinin de içindeki karanlığa ışık tutacaktır. İki kadın, peşlerini bırakmayan hayallerle boğuşarak sonunda kendi gerçeklerine ulaşırlar. On Üçüncü Hikaye, gotik öykülerle dolu başarılı bir ilk roman çalışması”

villa

        Villa okuduğum ilk Nora Roberts kitabı oldu. Hep duyardım ama hiç alıp da okumaya fırsat olmamıştı. Güzeldi. Yine basit, rahat okunan bir kitap. Sanırım Nora Roberts tarzı için bir kitabını daha okumam gerekecek.

         Villa  Giambelli şaraplarının üreticileri olan ailenin başından geçen olayları anlatıyor. Giambelli’nin varisi Sophia ve Giambelli’nin birleştiği MacMillan’ın varisi Tyler ‘ın birbirleriyle geçinme çabaları, başlarına açılan dertlerle uğraşmaları anlatılıyor. Tabii daha fazlası da var ama katili söylemeyeceğime söz verdim 🙂

                   100_2586                          

         En yakın arkadaşımın kızı eğlenceli, bazen de  hüzünlü. Bir zamanlar Kamryn’in en yakın arkadaşı olan Adele’ in ölmesi ve kızını hayatta en çok güvendiği Kamryn’e bırakması ile başlıyor hikaye. Kamryn’in geçmişi sorgulamaları, gelecek kaygıları, duygusal fırtınaları ile devam ediyor.

         Leydi Macbeth 11. yy İskoçyasında geçiyor ve İskoçyanın en soylu ailelerinden birinin kızı Leydi Gruath’ın yaşamını anlatıyor. Tarihi roman sevenlere tercih edilebilir.

       

100_2594       Nefertiti yine tarihi roman, yine Mısır. Yıllar önce Ramses serisini okuduğum zamandan beri Antik Mısıra ilgi duyarım. Nefertiti, benimle aynı düşünceleri paylaşanların severek okuyacağı bir kitap.  M.Ö. 14. yy,  Mısır firavunu IV. Amenhotep’in kraliçesi. Firavunun Mısır’ı baştan sona değiştirmesine en büyük desteği veren kişi. Çok güzel, hırslı,bencil. Hikayeyi Nefertiti’nin kardeşi Mutnojmet anlatıyor bize. Bu arada bu kitabın yazarı Michelle Moran 1980 doğumluymuş, oldukça genç yani. Antik Mısır’ı sevenlere kesinlikle tavsiye edilir.

            

    100_2593                                    

        Pasaklı Tanrıça, tabii ki klasik bir chick-lit. 29 yaşındaki başarılı, çalışkan, hırslı avukat Samantha’nın hayatının 180 derece değişmesinin hikayesi. Bazı açılardan kendi düşüncelerimi gördüm sanki kitapta. Yani chick-lit’in amacı da bu zaten. Eğlenceli!

 

                 

           Eveet gelelim bu zaman zarfında okuduğum diğer kitaplara. Daha doğrusu seri demeliyim. Benden bir çılgınlık geldi geçti. Alacakaranlık çılgınlığı. Yani biri söylese gülüp geçerdim herhalde. Ben içinde vampirler olan bir kitabı, pardon 4 kitabı soluk almadan okuyacağım. 🙂 Alacakaranlık ve serileri ilk çıktığı zamalarda kitapçılarda hep gördüm kitapları, hep de en çok satanlar listesinde. Şöyle bir alıp incelediğimde “Amaan Vampir hikayesi, hiç işim olmaz!” deyip yerine bıraktım. Filmi çıktığında da hiç ilgimi çekmedi işin açıkçası.  Sonra bir gün arkadaşım “Bak bunu bir oku, ben bayıldım” diyerek elime tutuşturdu. Okuduğum ilk günün ertesinde soluğu kitapçıda alıp, 4 kitabıda almıştım. Yani bir elinize aldığınız zaman bırakamıyorsunuz. 4 kitabı 5 günde falan bitirdim. Delilik resmen! 🙂  Kitabın biri biter bitmez diğerinin kapağını açtım, gece yarılarına kadar okudum.

            

        alacakaranlık                           Hikaye liseli kızımız Bella ile Vampir Edward’ın aşkını anlatıyor. Yani evet, lise çağındakiler için yazılmış bir seri. Tamam ben de gencim de lise yılları geride kalalı baya bir oldu yani.. Ama kaptırdım işte. Napalım ben lisedeyken yoktu alacakaranlık falan 🙂 Arayı kapatıyoruz.

      Tabii filmini de izledim ilk kitaptan sonra hemen. Gerçi karakterlere bir göz atıp kitabı okumaya öyle başlamıştım, hani kafamda canlandırırken yardımı olsun diye. Bu arada film de şimdiye kadar gördüğüm en iyi kitap uyarlamalarından biri olmuş. Gerçi okumanın tadı her zaman başka..

              Eğer bolca boş vaktiniz varsa, kendinizi hayali, oldukça hayali bir dünyada kaybetmek istiyorsanız, ve kendinizi hala genç hissediyorsanız tavsiye ederim. Ama kendiniz kaybetmeyin derim, bünyeye zararlı! :)))

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under 2009 kitapları, chick lit, Romantik kitaplar, Tarihi roman